Peygamberimiz Altınçağ’ı cennet benzeri özelliklerle tasvir etmiştir

Altınçağ’da görülmemiş bir bolluk olacaktır

En ileri teknoloji insanların kullanımına girecektir

Altınçağ, bilimsel alanda bugüne kadar görülmemiş gelişmelere sahne olacaktır

Altınçağ’da üstün bir sanat anlayışı hakim olacaktır

Kuran ahlakının tüm incelikleriyle yaşanması Altınçağ’ın bir özelliğidir

“Yeryüzü adaletle dolacaktır”

“Güzellik yapan” insanlara vaat edilen “barış yurdu” altınçağ’da tam anlamıyla yaşanacaktır
Din aslına dönecektir

DİN ASLINA DÖNECEKTİR

Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde ahir zamana yönelik bildirilen bir başka haber ise, İslam'dan uzak din anlayışının tamamen ortadan kalkışıdır. Altınçağ'da Peygamberimiz (sav)'den sonra gelişen bidatlarla dolu İslam anlayışı tamamen düzelecek ve din aslına dönecektir. Hadislerde bu konu ile ilgili olarak, ahir zamanda kaldırılmadık bidatın kalmayacağı ve "aynı peygamber gibi dinin icablarının yerine getirileceği" ifade edilmektedir. (Kıyamet Alametleri, s. 163)

Bilindiği gibi Peygamberimiz (sav)'in ve sahabelerin vefatından sonra dinin içine Kuran ile taban tabana zıt hurafeler, ibadet şekilleri sokulmuş, Resulullah adına sayısız hadisler, hükümler uydurulmuştur. Ve bunların birçoğu günümüze kadar gelmiştir. Yüzyıllar süren bu süreç içinde samimi Müslümanlar bunları elden geldiğince ayıklayarak, dinin aslını ayakta tutmaya çalıştılarsa da, bugün İslam adına ortaya atılan birçok konunun Kuran'da yerinin olmadığı açık bir gerçektir.

Hiç şüphesiz neyin dine uygun olup neyin olmadığı konusunda başvurulabilecek tek kaynak Kuran'dır. Dolayısıyla ahir zamanda dine sonradan ilave edilmiş hurafeler, Kuran ölçü alınarak, birer birer uygulamadan kaldırılacaktır. Ancak bu şekilde gerçek din ortaya çıkacaktır.

Bugün birçok kişi din olarak babalarından, dedelerinden gördükleri İslam anlayışını benimsemiş durumdadır. Bir kısım dindarlar da, din karşıtları da İslam olarak bu dini ölçü almaktadırlar. Oysa söz konusu geleneksel din anlayışının, Kuran'daki İslam'la çelişen pek çok yönü vardır. Bu geleneksel din anlayışı, asılsız efsanelerden, sayısız batıl inanç ve törenlere kadar uzanan çok fazla ayrıntıya sahiptir. Bu geleneğin takipçilerinden din adına pek çok hikaye, kıssa, menkıbe dinlemek mümkündür. Ancak bu kişilerin ağızlarından Kuran ayetleri ve onların hikmetlerine yönelik tek kelime dahi çıkmaz. Bugün halk arasında dindar olarak bilinen pek çok insanın Kuran ayetleri konusunda oldukça bilgisiz olması, durumun çarpıklığını ortaya koymaktadır. Ne yazık ki bu kişiler Kuran'ı rehber edinmek yerine, belli bir geleneğin getirdiği kalıpları esas almaktadır. Böyle olunca da Kuran ayetleri hakkında düşünmek, onlardaki hikmetleri anlamaya çalışmak gibi bir kaygıları olmamakta, Kuran'dan uzaklaşarak ayrıntılar içinde boğulmaktadırlar. Oysa Kuran'ın göz ardı edildiği bir ortamda gerçek anlamda İslam'ın bilinmesi ve yaşanması imkansızdır.

Birçok insanın İslam'dan uzak durmasının ana sebebi dinin olduğundan çok farklı biçimde sunulmasıdır. Pek çok kişi, bu geleneğe dayalı dinin bir takım mantıksızlıklara dayalı olduğunu, sayısız çelişki içerdiğini fark edebilmekte, doğruların ortaya çıkarılmasını beklemektedir. Nitekim Allah ahir zamanda dini aslına döndürecek ve Kuran ahlakını hakim kılacaktır. O dönem geldiğinde, insanların Allah'a yakınlaşmasını, O'nun dinini yaşamasını engelleyen tüm bu çarpıklıklara son verilecek, dinin aslında olmayan, sonradan ilave edilmiş birçok hurafe, inanış ve ibadet şekilleri İslam'dan temizlenecektir.

Altınçağ'da yaşanacak çok önemli başka bir olay, dinin aslına döndürülmesinde samimi Müslümanların çabası ve gayretidir. Bu dönemde İslam alemi içindeki ihtilaflar, ayrılıklar ortadan kalkacaktır. İslam tarihinin en büyük alimlerinden biri olan Muhyiddin Arabi "Fütühat-ül Mekkiye" isimli eserinde bu konuda şu tespiti bildirmiştir:

“...dini peygamberin zamanında olduğu gibi aynen uygulayacak. Yeryüzünde mezhepleri kaldıracak. Halis hakiki dinden başka hiçbir mezhep kalmayacak.” (Muhammed B. Resul El Hüseyin El Berzenci, Kıyamet Alametleri, s.186-187)

Kuran'da, İslam'ın yaşanması çok kolay bir din olduğu, hükümlerin çok açık ve net olduğu bildirilmektedir. Nelerin hatalı nelerin doğru olduğu, hangi davranışların cennete hangilerinin cehenneme götüreceği çok açık biçimde Kuran'da anlatılmıştır. Kuran'da insanlar için gereken her türlü bilginin bulunduğu bazı ayetlerde şöyle vurgulanmıştır:

… Biz Kitap'ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık, sonra onlar Rablerine toplanacaklardır. (Enam Suresi, 38)

... Biz Kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. (Nahl Suresi, 89)

Andolsun, biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp-düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik. (Zümer Suresi, 27)

İslam'ın yaşanması son derece kolay bir din olduğunu Allah başka ayetlerinde şöyle bildirmiştir:

… O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir... (Hac Suresi, 78)

Allah, hiç kimseye güç yetireceğinden başkasını yüklemez... (Bakara Suresi, 286)

... Allah (ağır yükleri) sizden hafifletmek ister: (Çünkü) insan zayıf olarak yaratılmıştır. (Nisa Suresi, 28)

Gerçek din, yukarıdaki ayetlerde de haber verildiği gibi kolaylık üzere kuruludur. Peygamber Efendimiz de pek çok hadisinde insanlara zorluk çıkartılmaması gerektiğini belirtmiştir:

“Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz. Müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.” (El-Lü'lüü Vel-Mercan, 2/296)

“Allah beni ruhbaniyetle görevlendirmedi. Allah yanında dinin hayırlısı kolay tevhid yoludur.” (Ramuz-El Ehadis, 2/498)

“Dinde aşırılıktan sakınınız. Sizden öncekiler ancak bu yüzden helak oldular.” (Ramuz-El Ehadis, 1/176)

Altınçağ, Allah'ın emrettiği gerçek dinin eksiksiz olarak yaşanacağı bir dönem olacaktır. Din samimi Müslümanlar tarafından aslına döndürülecektir.