Peygamberimiz Altınçağ’ı cennet benzeri özelliklerle tasvir etmiştir

Altınçağ’da görülmemiş bir bolluk olacaktır

En ileri teknoloji insanların kullanımına girecektir

Altınçağ, bilimsel alanda bugüne kadar görülmemiş gelişmelere sahne olacaktır

Altınçağ’da üstün bir sanat anlayışı hakim olacaktır

Kuran ahlakının tüm incelikleriyle yaşanması Altınçağ’ın bir özelliğidir

“Yeryüzü adaletle dolacaktır”

“Güzellik yapan” insanlara vaat edilen “barış yurdu” altınçağ’da tam anlamıyla yaşanacaktır
Din aslına dönecektir

“GÜZELLİK YAPAN” İNSANLARA VAAT EDİLEN "BARIŞ YURDU" ALTINÇAĞ'DA TAM ANLAMIYLA YAŞANACAKTIR

Allah barış yurduna çağırır ve kimi dilerse dosdoğru yola yöneltip-iletir. Güzellik yapanlara daha güzeli ve fazlası vardır. Onların yüzlerini ne bir karartı sarar, ne bir zillet, işte onlar cennetin halkıdırlar; orada süresiz kalacaklardır. (Yunus Suresi, 25-26)

Böyle bir yaşamı sağlayan en önemli etken, kuşkusuz, Kuran ahlakının eksiksiz olarak uygulanması olacaktır.

Bilindiği gibi bir toplumda huzur ve sükunet, o toplumdaki insanların devlete ve onun tüm birimlerine gösterdikleri itaat, saygı ve güvenle sağlanabilir. Kuran'da ise "itaat" makbul bir ahlak özelliği olarak teşvik edilmektedir. Allah Müslümanlara pek çok ayetiyle itaati emretmektedir. Dolayısıyla Kuran'a uyan insanların yaşadığı bir toplum hayatı aynı zamanda da, devlete itaatin ve saygının en yüksek derecede yaşandığı bir ortamdır. Ayrıca Allah Kuran'da insanları "bozgunculuktan" da men etmiştir.

Hadislerde, o dönemde hiç kan dökülmeyeceği, hiçbir karmaşa ve huzursuzluk çıkmayacağı pek çok kez vurgulanmaktadır:

Naim b. Hammad, Ebu Said el- Hudri'den tahric etti; Peygamberimiz buyurdu ki:

“Zamanında uykuda olan uyandırılmaz ve bir damla kan bile akıtılmaz.” (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 11)

“Zamanında ne bir kimse uykusundan uyandırılacak, ne de bir kimsenin burnu kanayacaktır.” (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, 44)