Peygamberimiz Altınçağ’ı cennet benzeri özelliklerle tasvir etmiştir

Altınçağ’da görülmemiş bir bolluk olacaktır

En ileri teknoloji insanların kullanımına girecektir

Altınçağ, bilimsel alanda bugüne kadar görülmemiş gelişmelere sahne olacaktır

Tıpta ve genetik biliminde çok büyük ilerlemeler kaydedilecektir

Altınçağ’da üstün bir sanat anlayışı hakim olacaktır

Kuran ahlakının tüm incelikleriyle yaşanması Altınçağ’ın bir özelliğidir

“Yeryüzü adaletle dolacaktır”

“Güzellik yapan” insanlara vaat edilen “barış yurdu” altınçağ’da tam anlamıyla yaşanacaktır
Din aslına dönecektir

ALTINÇAĞ, BİLİMSEL ALANDA BUGÜNE KADAR GÖRÜLMEMİŞ
GELİŞMELERE SAHNE OLACAKTIR

İnsanın çevresini saran harikuladelikleri fark edebilmesi, güzellikleri anlayabilmesi için düşünmesi ve incelemesi gerekir. Kuran'da insanlar her zaman çevrelerindeki yaratılış delillerini görebilmek için düşünmeye davet edilmişlerdir. İnsan ancak bu şekilde Allah'ın canlılar üzerinde tecelli ettirdiği üstün aklı ve ilmi taktir edebilir. Yeryüzünün, gökyüzünün, hayvanların, bitkilerin ve insanların yaratılışında üzerinde düşünülmesi gereken incelikler saklıdır. Allah'ın insanları bu incelikler üzerinde düşünmeye daveti ayetlerde şu şekilde anlatılır:

O, biri diğeriyle 'tam bir uyum' (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir 'çelişki ve uygunsuzluk' (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun? (Mülk Suresi, 3)

İnsan bir baksın, hangi şeyden yaratıldı? (Tarık Suresi, 5)

Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratıldı? Göğe, nasıl yükseltildi? Dağlara; nasıl oturtulup-kuruldu? Yere; nasıl yayılıp-döşendi? (Gaşiye Suresi, 17-20)

Allah'ın bu emirlerinin yerine getirilmesi ile kuşkusuz bilim alanında geniş ufuklar açılmış olur. İnsanların düşünme, araştırma, inceleme konusundaki istekleri artar. İşte Kuran ahlakının yaşandığı bir ortamda meydana gelecek bu gelişmeler Altınçağ'da da en güzel şekliyle yaşanacaktır.

Altınçağ'da bilimin bu denli ilerlemesine ve olumlu sonuçlar vermesine neden olacak en büyük etken ise, o devirde bilim dünyasının bir takım dogmalardan ve yanlış hedeflerden kurtulacak olmasıdır. Son birkaç yüzyıl içinde, materyalist felsefe ya da Darwinizm gibi batıl inanışlar bilimin ilerlemesini olumsuz yönde etkilemiştir. Çok sayıda bilim adamı tümüyle yanlış olan bu gibi varsayımları ispatlamaya çabalamış, birer hiç uğruna büyük bir emek ve zaman harcamıştır. Altınçağ'da tüm evreni ve canlıları Allah'ın yarattığı gerçeği tüm bilim dünyası tarafından kabul edilecek ve böylece bilim doğru bir temel üzerine oturtulacaktır. Darwin'in hayallerini desteklemek ya da kimyasal silahlar, nükleer bombalar üretmek için kullanılmış olan bilimsel imkanlar, Allah'ın rızasına uygun bir biçimde insanlık yararına kullanılacaktır. Bu bilince ulaşan bilim adamları ise, insanlığa hizmet etmenin Allah'ın hoşnut olacağı bir tavır olduğunu bildikleri için, çok daha verimli bir biçimde çalışacaklardır.

Tıpta ve genetik biliminde çok büyük ilerlemeler kaydedilecektir

20. yüzyılın ortalarında DNA'nın keşfedilmesi, tıp ve biyoloji alanında çok büyük bir çığır açmıştır. Aynı şekilde Altınçağ'da yaşanan her türlü bilimsel ve teknolojik gelişme de tıbbi çalışmaları hızlandıracak, hata payını çok düşürecek, hastalıklara teşhis konmasını kolaylaştıracak ve tedavi imkanlarını artıracaktır.

Tıpta yaşanacak olan ilerlemenin temelinde ise genetik bilimi yatacaktır. 21. yüzyılın bilimi olarak anılan genetik, insanın DNA şifresi üzerinde yapılan çalışmalarla, birçok hastalığın genetik temelinin ortaya çıkarılmasını hedeflemektedir. Bu konuda başlatılan İnsan Genomu Projesi, on sekizden fazla ülkenin ve binlerce bilim adamının katılımı ile 15 yıllık bir zaman diliminde DNA'nın sırlarını çözmeyi planlamaktadır. İnsan genomunun ayrıntılarıyla tespit edilip, bu geniş bilgi bankasının tüm bilim adamlarının kullanımına açılmasıyla insan sağlığı konusunda çok yeni bir dönem başlamış olacaktır. Bu projelerin öncelikli hedefleri DNA üzerinde yapılabilecek değişikliklerle insanı hastalığa yakalanmaktan korumak, vücudun ilaçlara nasıl tepki vereceğini önceden belirlemek, her insanın zayıf noktalarını belirleyip tedbir almasını sağlamaktır. Bu projeyle birlikte "kişiye özel" ilaç yapımı ve her bir kişinin tüm genetik özelliklerinin bulunduğu bir bilgi bankası, genetik kart konusu da gündeme gelmiştir. Bu şekilde birbirlerinden küçük de olsa farklılıklar gösteren hastalıklar arasında ayrım yapılabilecek ve kişiye özel tedavi imkanları ortaya çıkacaktır.

İşte tüm bu gelişmeler sonucunda Altınçağ'da insanlar doktor ya da ilaç bulamadıkları ya da geç veya yanlış tedavi yapıldığı için çaresizlik yaşamayacak, her ihtiyacı olana o an yardım edilecektir. Çünkü Kuran ahlakına uygun olan davranış zorluk içinde olanlara, hastalara yardım etmek, "can kurtarmak"tır. Kuran ahlakının eksiksiz olarak uygulandığı bir dönem olarak Altınçağ'da da, insan hayatına ve sağlığına büyük önem verilecektir.